28 Ocak 2019 Pazartesi

Gris: Anlam Arayışı

Size beni çok etkileyen bir şeyden bahsetmek istiyorum: Gris. Nomada Studio'nun geliştiriciliğini üstlendiği Devolver Digital'in  duyurduğu oyun, içinde ölümün olmadığı, karakteri öldüremediğiniz, müzikleri ve atmosferiyle huzur veren ancak hikayesiyle de biraz sarsan başarılı bir bağımsız çalışma olarak göze çarpıyor. Gris bir platform oyunu evet ama dikkat etmezseniz çoğu şeyi gözden kaçırabilirsiniz. Manzaranın bir parçası sandığınız ögeler aslında sizi farklı yollara yönlendirebiliyor. Bazense fark ettirmeden karşınıza bulmacalar çıkartıyor ve bu bulmacalar oyun, akışını bozmadan, ilerleyişe kesinlikle nefis bir tat katmış. 

Oyunda sesini ve bununla birlikte kişisel iradesini kaybeden ve yas sürecinde olan bir kadın karakteri yönetiyorsunuz. Duygularından ve geçmişinden kaçan karakterimizin korkuları ve acıları, başlangıçta onu taciz etmeye ve cezalandırmaya çalışan bir kuş sürüsü şeklini alıyor. Karakterimiz oyuna çok zayıf bir şekilde başlıyor, bir ayağını diğerinin önüne bile atamıyor. Ancak zamanla inanılmaz derecede hareketli ve yetenekli hale gelip Gris’in içsel gücünü geri kazanmak için bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bunu benliği yeniden keşfetme olarak tanımlayabilirim.

Gris, bize içimizdeki barındırdığımız korkularla ilgili bir şeyler anlatmak isteyen bir oyun. Bunu güzel bir sanat tarzı, hareketli bir ses manzarası ve zaman zaman metaforla bezenmiş bir tasarımla yapıyor. Özellikle soundtrackler tek başına o kadar başarılı ki sizi bambaşka dünyalara sürüklüyor.  
Oyunun tasarımsal çizimlerine bakıldığında karakterimiz kırılgan ve parçalanmış bir devin elinin içinde ortaya çıkıyor. Oyunda ilerledikçe Gris, daha suluboyayla donatılmış canlı renklerle ve akışkan hareketlerle yıkanıyor. Zamanla daha karmaşık hale gelen desen ve şekil katmanlarıyla size adeta bir tablonun içindeymiş hissi veriyor. Ve sizi içine çekiyor. 



Oyunun sembolleri hakkında daha fazla şey fark etsem bile, bazı şeyleri akışına bırakıp atmosferin tadını çıkarmak daha cazip hale geliyor. Ortamdaki atmosfer karaktere, dolaylı olarak da, size seslenerek acıyı ve kaybı duraklatmaya ve bunun üzerine düşünmeye davet ederek sizi bu duyguları kabullenmeye ve huzura doğru ilerlemeye teşvik ediyor. Süreç boyunca karakterimiz salt bir çevrede ilerlemiyor. Size tepki veriyor, sizi ağırlıyor. Oyunun konusu bir şekilde insanın “kendiyle yüzleşme” çabasına dayanıyor. Bu şekilde kapalı bir anlatımı olan, derin okuma gerektiren eserleri çok beğeniyorum ki bunu Annihilation için de söylemiştim. 
Sonuç olarak Gris, herkesin kendince bir anlam çıkarabileceği, yaşam ile ölümün arasında gelip giden bizleri anlam arayışına sürükleyen ve bu anlamı inanılmaz müzikleriyle ve renkleriyle eşleştiren bir başyapıt.


2 yorum:

  1. Bu tarz oyunları severim renkler ve hikaye gerçekten çok hoş görünüyor merak ettim deneyeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde siz de deneyimlerinizi bizimle paylaşırsanız çok mutlu oluruz. :)

      Sil